Antalya Kızlarsivrisi Faaliyeti 28/29 Aralık 2013

Takvim Cuma’yı gösterdi mi yola çıkma zamanıdır benim için… Hava alanına doğru yapılan kısa bir yolculuğun ardından deprem, tipi şeklinde kar yağışı, fırtına getireceğimiz ve sel uyarısı verilen Antalya’ya uçmak için Kampist3k ekibim ile buluştum.

Kısa bir yolculuğun ardından ayaklarımız Akdeniz bölgesinin o güzel şehri Antalya’da yere bastı.

Çantalarımızı aldıktan sonra, bizden daha önce gelen Kayhan ve Alparslan arkadaşımız ile hava alanı çıkışında buluştuk. Bizi bekleyen aracımıza atlayıp Büyüksöyle köyüne doğru yol aldık. Saat 02.00 civarı Büyüksöyle köyünden traktöre binerek 1950 metre irtifada ki Todosk Dağ Evine doğru ilerlemeye başladık.

Çok şanslıyız! Hava durumu, Mountain Forecast’ten aldığımız bilgide ki gibi, berrak. Tüm yıldızları görebiliyoruz. Cumartesi ve Pazar günü güneşli, ayrıca rüzgar 10 – 15km hızla esecek! Diye düşünürken, traktöre doğru sert bir rüzgar eser ve yıldızlar teker teker ufuktan kaybolmaya başlar. Yaklaşık 40dk’lık yolculuğun ardından dağ evine vardığımızda, zaman zaman rüzgar alıp bizi götürmek ister gibi sert esmeye başladı… Ayakta durmak bile güçtü… Neyse ki kar yok!

Bu rüzgarda kamp atmayı düşündüğümüz 2100 metre ve/veya 2500metre’deki kamp alanlarına ilerlemek pek doğru bir seçenek olarak görünmedi gözüme. Dağ evinin rüzgar kesmek için güzel bir yapı olduğunu düşünerek rüzgar kestiği tarafa doğru çadır kurma çalışmalarına başladık.

Bu rüzgar o kadar ilginç ki 10 dakika kuzeyden eserken, 10 dakika sonra güneyden esebiliyor, aniden durup bu sefer gök gürültüsü ile tekrar başlayabiliyor. Rüzgarın çok sert olmasından ve zeminde kar olmamasından dolayı yerden uçuşan ufak taşlar gözlerimize geliyor.

Tahminen 40km’nin üzerinde esen rüzgarda çadırları sabitlemek için etrafta bulunan koca taşları kullandık. Ancak bazen o koca taşlar bile hareket ediyor ve çadırlarımızı tutmaya yetmiyordu… Çadırlarımızı kurmaya çalışırken 3 çadırımızın polleri kırıldı. Kırılan çadırların 2 sini dağ evinin kapısında ki boşluğa birini ise hemen dağ evinin önüne kurduk.

Benim çadırımı ise kırmadan rüzgara inat açık bir yere kurduk. Sabah gün doğarken çadırlarımıza girdik ve rüzgarın biraz olsun dinmesi için dua ettik. Aksi takdirde Antalya Kızlarsivrisi zirvesi bir hayal olarak kalacaktı…

Çadıra girdikten sonra başlayan zaman zaman bir dakikayı geçen gök gürültüleri, şimşekler ve ardından yağan lapa lapa, tipi, hafif kar yağışı şekilleri ile saat 11.00 oldu. Rüzgar bir kesiliyor, bir an güneyden bir an kuzeyden esiyor, doğu ve batıya da uğruyor ama bizi hiç yalnız bırakmıyordu.

Antalya Kızlarsivrisi

Kızlarsivrisi bu gün boyunca hiç görünmedi. Bu gün gördüğümüz tek şey sis, kar ve rüzgardı. Cep telefonunun çektiği bir noktadan sevgili aşkıma sms ile ulaştım. Mountain Forecast’ten dağın Cumartesi ve Pazar gününe ait verilerini tekrar kontrol edip göndermesini istedim. 30 dakika içinde sms geldi, bu gün ve yarın için hava güneşli, bulut bile yok! Rüzgar ise 10 – 15km hızla gösteriyor hala… Her halde biz başka bir dağa geldik… Hava durumu sitesinin en azından yarın ki hava tahmininde doğru bulunduğunu umarak bu gün beklemeye karar verdik.

Gece boyunca çadırlarda iskambil ve çeşitli oyunlar oynadık. Puding, makarna, kayısı yumurta, ada çayı ve bilimum şey yaptık. Bir ara benim çadırımdakiler uykuya dalınca, Seren Afşin’in başını çektiği çadıra gittim. Burada epeyce eğlendik. Biz bunları yaparken rüzgarda boş durmuyordu şu ana kadar duyduğumuz en yüksek sesle gürledi… Benim dağ evinden uzakta olan çadırım umarım zarar görmemiştir…

Gece 00.30’da çadırımın yolunu tuttum, bagaj kısmından bir pol rüzgara dayanamamış kırılmıştı. Ama iyi sabitlediğimiz için çadırın durumunu rahatsız edecek bir halde değildi. Çadıra girdim, tulumuma yerleştim ve güzel bir uyku çektim.

Gece boyu uyanıp çadırın kapısından dışarıyı kontrol ettim, belki bir kaç yıldız görürüm, rüzgar durmuştur, tipi durmuştur diye… Ama her seferin uyandığımda geldiğimizde toprağı görünen bu bölgede, çadırın dış tentesi ve yerlerin daha çok karla kaplandığına tanık oldum. Karları tenteye vurarak temizleyip, diğer çadırlarda ki arkadaşların da tentesini temizlemeleri için seslenip uykuya daldım.

Hava durumu böyleyken erken kalkmanın bir anlamı olmadığı için sabah 07.00 gibi diğer çadırlarla günaydın sohbeti yaptık. Alparslan gelip “Zirve’yi denemeyecek miyiz?” dedi. Hava koşullarına tekrar baktım ve “denesek de başarılı olmamız güç” dedim ve ekledim “yine de denemek istiyorsan ben varım”.

Alparslan istiyorum deyince hızlıca hazırlandım, bizimle gelmek isteyen Nuray ve Batuhan arkadaşımız da hazırlandı ve yola koyulduk. Sisten ötürü zaman zaman 10 – 15 metre önümüzü göremiyorduk. Kamp alanından 300 metre civarı uzaklaştığımızda Batuhan’ın güneş gözlüğünün olmadığını fark ettim. Çadırda kaybetmiş ve bulamamış. Gözlüğü olmadığı için geri dönmesini istedim ve Nuray’da onla birlikte döndü.

Biz Alparslan ve peşimizden ayrılmayan rüzgar ile zaman zaman yol hattını, zaman zaman hazırladığımız gps izini izleyerek yola devam ettik.

Kar taze olduğu için genelde bataktı ve daha oturmamıştı. 2100 metreye kadar hafif eğimle ilerleyişimizin ardından 2600 metre civarına kadar dik bir tırmanış yaptık. O an bulutlar ve sis arasından hafifçe gökyüzünün mavisi göründü hatta bir an zirve bile görünüyor gibi oldu. Sanki cenneti görecekmiş gibi gözlerle bakı verdik gökyüzüne… Ama olmadı, sert bir rüzgar ile tekrar kapanan gök yüzü kendini tipi şeklinde yağan kara ve daha sert rüzgarlara teslim etti. Bir ara rüzgar bizi uçuracak gibi olunca Alparslan ile yere kapandık.

Zirve için şansımız nedir diye son bir değerlendirme konuşması yaptık. Hava açmadığı müddetçe hiç şansımız olmadığına karar verdik. Deneyebilirdik ama havanın daha kötüleşmesi durumunda mahsur da kalabilirdik.

Bu bizim için sorun değildi ama aşağıda bekleyen diğer 10 arkadaşımız ve akşam dönüş uçağımız vardı.

Şansımızı daha fazla zorlamamaya karar verdik ve kamp alanına doğru inişe geçtik.

Kamp alanında son hazırlıkların ardından çantalarımızı yüklendik ve Büyüksöyle köyüne doğru yürüyüşe başladık, hala kar yağıyor ve rüzgar esiyordu. İrtifa azaldıkça rüzgar kesilmeye başladı ve traktör ile buluştuk. Traktörün sürücüsü sayenizde yıllar sonra Büyüksöyle köyü kar gördü dedi ve hava durumunun ne kadar uç noktada değiştiğine daha da emin olduk. Buradan köye doğru traktör ile 40 dakikalık bir yolculuğun ardından aracımıza bindik.

Çok güzel bir yemek yedikten sonra Antalya merkezde oturup sohbet ettik bir şeyler içtik.

Deprem, kar yağışı, fırtına getirdiğimiz Antalya’dan artık dönme vaktiydi. Hava alanında toplu check in yaptırdıktan sonra uçağın en arkasına kurulduk bol türbülanslı bir yolculuk ile İstanbul’a ayak bastık.

Bu faaliyet 2 gün önce gerçekleşmiş olsaydı zirve yapmak bizim için cepteydi. Ama planladığımız tarihte Antalya için sel uyarısı verildi, üstüne deprem oldu, güneşli beklediğimiz dağ da tipi şeklinde yağan kar ve sert rüzgarlar ile mücadele ettik. Biz bu faaliyette yine öğrendiklerimiz arasına bir çok şey kattık.

Orada olmak, orayı yaşamak bile güzeldi, doğa ile mücadele etmektense ona uyum sağlayıp anı yaşamayı tercih ettik ve biz kazandıklarımız ile 11/12 Ocak 2014 Hasan Dağına faaliyetine gitmek için hazırız.

Bir cevap yazın