Kimdir? Otobiyografi

Ben sadece bir Burak, hayatın götürülerini düşünmekten çok getirileriyle yaşayan mutlu bir adam!

Tohumum 1983 yılı Aralık ayının ilk günlerinde Nazmi SARAL tarafından bir gece vakti ZONGULDAK’ta atılmış, o günden 1 Eylül 1984 Cumartesi 23:00 saatine kadar tüm dünyam olan Günay SARAL’ın vücudunda kendimi hazırlaya durmuşum dışarıya çıkmaya… Gözleri açış ve dünyaya merhaba diyerek hemşirenin üstüne işeme… Eh pek utanmıyorum kendimden, hatta gurur bile duyuyorum denebilir. İlk günlerimi, hatta ilk yıllarımı pek hatırlamıyorum. Tek hatırladıklarım ZONGULDAK sokaklarında büyüdüğüm. Birkaç dik yokuş ve büyük hediyelerin alındığı o mutlu günlerim. Benim asıl hatırladığım yer İSTANBUL’un şu ünlü eski balıkçı kasabası olan KARTAL…

İlk ve Orta Okul Eczacıbaşı İlk Öğretim okulunda geçerken, sonraki dönemeci Süleyman Demirel Lisesinde döndüm. Orta 2’de kullandığım ilk bilgisayardan sonra sanırım bilgisayara aşık oldum. Lise sona kadar kendimin olmasa da başkalarına ait birçok bilgisayara dokunup gönüllerini çalma fırsatı buldum.

Hayat bir yandan da insanları sınamaya devam ediyordu. Ama ben ÖSS ile savaşmaktansa her nedense hep para kazanmaya yöneldim. Birçok yerde gözde elaman olarak “Grafiker – Web Master – Eğitmen – M. Yardımcısı” gibi unvanlar da çalıştım. Bastırılmış ruhumu yansıtması için aldığım yarış motorum beni benden epeyce çaldı ve birçok farklı adım atmama neden oldu. O sıralarda kendi arkadaşlarımdan kurduğum bir ekiple birçok büyük firmaya da hizmet veriyordum.

Ve talihsiz kaza… Ani bir sinirle kalkmanın zararla oturtacağını öğrenmemi sağlayan 32 dikişlik mini faciam… Hem zararlıydım hem karlıydım bu olayda, gene bir şeyler öğrenmiştim hayattan… Ne olursa olsun gene yıkılmamıştım, yürüyemediğim zor günlerin ardından gene dim dik ayakta birçok yerde bilgisayar konusunda eğitim vermeye devam ettim ve tasarımlar yaptım. Bu sırada okumayı da ihmal etmeyerek Anadolu Üniversitesi Muhasebe bölümünü bitirdim.

2009 yılında aniden askere gittim. Komando olmayı çok istememe rağmen bacağımda ki dikişlerden beni elediler! Ankara / Genel Kurmay Başkanlığında üst düzey bir Orgeneral’e yazıcılık yaparak askerliğimi takdirle tamamladım.

Askerlikten dönüş ile kendimi, aslında yıllardır içimde olan ama temel olarak hiç bilmediğim. outdoor camiasında buldum. Bir kamp düzenleyerek ilk adımını attığım Kampist’in yıllar sonra outdoor etkinlikler dalında yapılmayan organizasyonları yapan bir marka olabileceğini o tarihler de hiç mi hiç hayal etmemiştim. Tek amacım inandığım şeyi en iyi şekilde icra etmekti. Bu amaç doğrultusunda da çok emek verdim ve bugün geriye baktığımda görüyorum ki bu emek karşılığını en iyi şekilde almaya devam ediyor.

4 yıl içinde düzenlediğim 600′ü geçen etkinlik ile 10.000 üzerinde katılımcı başta Bungee Jumping Türkiye ve Kampist3k Doğa sporları kulübü olmak üzere outdoor etkinliklerim de benimle buluştular, buluşmaya da devam ediyorlar.

Şimdilerde işinde uzman ve lider bir adam olarak; Dağcılık, Rafting, SnowBoard, Kaya Tırmanışı, RollerBlade, Kampçılık, Oryantiring, Bungee Jumping, Slackline önde gelmek üzere bir çok outdoor sporla ilgilenmekte ve eğitimlerini vermekteyim. Ayrıca hobi olarak: ScubaDiving, Paragliding, SkyDive yapmaktayım.

Şimdiye kadar bahsettiğim tüm bu Burakların kaynağı annemdi. Şimdi ise 2o11 yılında kurduğum bir kulüp sayesinde tanıştığım dokunuşlarıyla beni ben yapan sevgili nişanlım Selin’ime aitim.

İşte bu benim; iş hayatının her zaman işleyen, paslanmak bilmeden parlayan bir parçası, nişanlısının en sağlam omuzu olan, kendini sevdiği kadına, doğaya, maceraya, yazmaya ve ilgilendiği konularda yeni şeyler yaratmaya adamış olan bir adam…

Ben hayat denen bu filmde kendi rolümü, kendi kalıbında oynamayı reddeden, sürekli ileriye doğru değişen ve büyüyen bir oyuncuyum. Ben bilinenin aksine sadece bir Burak…


Önemli not: Destek olmak isterseniz lütfen katkıda bulunmak için reklamları tıklayın.